Demetria Devonne Lovato.
Hayatımı değiştiren kadın.
Çok sevdiğim kadın.
İdolüm olan kadın.
Seni ilk gördüğüm zaman, içimde sana o sevgiyi hissettim. Bu benim idolüm dedim. Her geçen gün sana olan sevgim arttı. Ve artacak. Seni gerçekten seviyorum ve ailem gibisin.
Hayatıma girdiğin saniyeden beri herşeyi değiştirdin. Mutsuzken, yanımda değildin ama yanımda olanlardan daha çok yanımda olduğunu hissettirdin. Olaylara karşı daima güçlü kalmayı öğrettin. İnsanların hakkımda ne düşündüklerini umursamamayı öğrettin. Beni hiç tanımadan sevdin ve güzel olduğumu söyledin. Zor olsada korkularımla yüzleşmeyi öğütledin. Geçmiste olan seyler yüzünden insanları yargılamam gerektiğini söyledin. Güçlü olmayı değilde güçlü KALABİLMEYİ öğrettin.
Bizde sen hastayken, iyileşirken hep yanında olduk. GERÇEK LOVATICLER olarak hep yanındaydık ve daima yanında olacağız. Hayatını her düsündüğümde anlatamayacağım duygulara bürünüyorum ve nasıl bu kadar değerlim olduğunu düşünüyorum. Çoğu sahte arkadasım gittiler. Artık hayatımda değiller. Ama gerçekten üzülmüyorum. Sayelerinde gercek dostlarımla daha samimiyim. Sen bana dostlarımın kıymetini bilmeyi de öğrettin. Bana ablalık yaptın. Sesin bile moralimi düzeltmeye yetiyor. Gerçekten huzur veren bi sesin var. Ah bide antiler sesine kötü diyor ya, al kafalarını sürt duvara dftpgkpj xd.
MUTSUZ GÜNLER GERİDE KALDI VE ŞIMDI MUTLU GÜNLER VAR ÖNÜMÜZDE. ARTIK ÜZÜLMEK YOK. SENİ SAYILAMAYAN SAYILAR KADAR ÇOOOOOOOK SEVİYORUM. FOREVER LOVATIC. HEY BITCH, I AM LOVATIC ! !
Stay Strong ∞
29 Ağustos 2013 Perşembe
Başlık bulamadım..
Hani şu senin deli gibi sevdiğin insan bir gün sana 'seni seviyorum' der de çıkarsınız , anlatayım neler olacak : İlk önce sana seni sevdiğini söyleyecek, senin için
uğraşacak, seni mutlu edecek, sana sarılacak, seni öpecek, sana istediğin her şeyi verecek. Hediyeler alacak, seninle uyuyacak, gezecek, birlikte kahkahalar atacaksınız.
Sonra yemek, sonra resim, Her şeyi birlikte yaşayacaksınız. Ayakların yerden kesilecek, herkese onu anlatacaksın, hatta ondan başka hiçbir şey konuşmayacaksın.
Onun sonsuza dek yanında olacağını düşünüp onun için herkesi karşına alacaksın. Hayatın ondan ibaret gibi anlatacak ve yaşayacaksın. Gözlerinde kaybolacaksın, ellerini
bırakmak istemeyeceksin, üşüdüğünde ona sarılacaksın, kalbinin atışını hissedeceksin, kokusunu ciğerlerine kadar ezberleyeceksin. Ne zaman ne yaptığı, mimikleri,
kirpikleri, elleri, aklına gelecek ne varsa bir bir aklına işleyecek hepsinin şekli şemali. Her şey güzel gidiyor diyeceksin, sonra bir şey olacak. Bir soğukluk girecek
araya, bir umursamama, bir takmama. İşte o zaman yerden kestiği ayaklarınla çakılacaksın yere. Onsuz mutlu olabileceğini kanıtlamaya çalışacaksın, nefret ede ede
seveceksin. Bir gün bana gelirse asla dönmeyeceğim yalanına kendini inandıracak, ama hep gelmesini bekleyeceksin...
Hani şu senin deli gibi sevdiğin insan bir gün sana 'seni seviyorum' der de çıkarsınız , anlatayım neler olacak : İlk önce sana seni sevdiğini söyleyecek, senin için
uğraşacak, seni mutlu edecek, sana sarılacak, seni öpecek, sana istediğin her şeyi verecek. Hediyeler alacak, seninle uyuyacak, gezecek, birlikte kahkahalar atacaksınız.
Sonra yemek, sonra resim, Her şeyi birlikte yaşayacaksınız. Ayakların yerden kesilecek, herkese onu anlatacaksın, hatta ondan başka hiçbir şey konuşmayacaksın.
Onun sonsuza dek yanında olacağını düşünüp onun için herkesi karşına alacaksın. Hayatın ondan ibaret gibi anlatacak ve yaşayacaksın. Gözlerinde kaybolacaksın, ellerini
bırakmak istemeyeceksin, üşüdüğünde ona sarılacaksın, kalbinin atışını hissedeceksin, kokusunu ciğerlerine kadar ezberleyeceksin. Ne zaman ne yaptığı, mimikleri,
kirpikleri, elleri, aklına gelecek ne varsa bir bir aklına işleyecek hepsinin şekli şemali. Her şey güzel gidiyor diyeceksin, sonra bir şey olacak. Bir soğukluk girecek
araya, bir umursamama, bir takmama. İşte o zaman yerden kestiği ayaklarınla çakılacaksın yere. Onsuz mutlu olabileceğini kanıtlamaya çalışacaksın, nefret ede ede
seveceksin. Bir gün bana gelirse asla dönmeyeceğim yalanına kendini inandıracak, ama hep gelmesini bekleyeceksin...
DEMI LOVATO. Evet o benim idolüm. Neden mi?
Demi daha küçücükken babası onları terk etti.
Annesiyle babası boşandı. Babasının Demi’de açtığı
yara o kadar büyüktü ki 16 yaşındayken ona
yazdığı şarkıyı (For The Love Of a Daughter) 3 yıl
sonra ancak yayınlayabildi. Ancak kendisini hazır
hissedebildi. Demi 7 yaşındayken Barney’de rol aldı. Okul zamanlarındaysa sessiz ve çalışkan bir
öğrenciydi. Ama okulundakiler onun hayatını mahvetti!
Evet, Demi çok yiyordu ama obezite
değildi. Abartılacak bir kilosu da yoktu. Ama ona o
kadar kötü davranıyorlardı ki! Sürekli "sen çirkinsin" ,"sen şişmansın" dendi. Bir çocuk psikolojisiyle bunun ne kadar üzdüğünü düşünsenize? Demi daha
küçücükken artık ayna karşısına geçip ‘sen
şişmansın’ demeye başladı. Okulda yapılanlardan
dolayı 7-8 yaşlarında (bu küçük yaşta!) depresyonla
mücadele etmeye başladı. Ortaokulda popüler kızlar
Demi’yi hiç çekemeyince okulda ona “ANTİ DEMI” duvarı hazırladılar! Bütün nefretlerini o panolara
akıttılar. Bi Demi’nin yerine koyun kendinizi. Bir gün
okula gidiyorsunuz ve karşınıza çıkan şey bu!
Popüler kızlar Demi’yi okuldan attırmak için ellerinden
geleni yaptılar. Hatta imza topladılar! Ve diğerleriyse
hatta Demi’nin "gerçek arkadaşı" sandığı insanlar bile sırf popüler olmak için, o kızların arasına katılmak
için imza attılar! Kızlar tuvaletinin duvarlarına
Demi’nin okuldan atılması için yazılar yazdılar. Ve
Demi işte o gün ağlayarak annesini aradı ve onu
okuldan almasını istedi. Bunu kim hak eder söyler
misiniz? Demi‘nin okul dönemlerinde yeme bozukluğu başladı. Onun yerinde
kim olsa zaten başka sonuç beklenemezdi. Demi
birden bire yemek yemeyi kesti. Anoreksiya ve
bulimia hastalıkları başladığında sizlerden benden
küçüktü. 10 yaşında birden 13 kiloya yakın kilo birden
verdi! Ama bu yetmiyordu. Çünkü bu hastalıkta senin zayıflığa doyma noktan yok. Sen ne kadar zayıf
olursan ol, kaburgaların bile çıksa aynaya baktığında
şişman bir kız görüyorsun. ( http://adsoftheworld.com/files/images/anorexia_HR.jpg) İşte seni bu psikolojiye
sürükleyen insanlar, eğer sen bu hastalıktan ölürsen
katilindir! Demi azıcık yiyor ve ardından hemen
lavaboya gidip çıkarıyordu. Bu artık kontrol dışı hale gelmişti. 11 yaşındayken bedeninden utanmaya
başladı. Hayatı her yönden vurgun yiyordu zaten. O da
bileklerini kesti. Bir iki derken bağımlı hale geldi. Bu
onun rahatlama yöntemiydi. Bedeninden olan utancını
dışa vuruşuydu. Bunları siz yaşasaydınız neler olurdu acaba? Camp Rock filminden sonra herşey değişti!
Jonas'lar ünlüydü ve hatta Demi de onların
hayranıydı. Ama tıpkı şu anki bazı Niall hayranları gibi Joe
hayranları da o zaman Demi’yi çekemeyip kıskandılar
ve antisi oldular. Demi’nin büyük bir hayran kitlesi oldu
ama o blog sitelerine girip antilerin dediklerini okudu. "Demi Jonaslarla başrol oynayacak kadar iyi
değil" demiş biri hırsından. Anticiler hep böyle kendi
etraflarında dönüp dururken, fanları gittikçe
çoğalıyordu. Demi film, albüm, turne, film, albüm,
turne temposuyla hayatını geçirmeye
başladı. Röpörtajlar, dedikodular, onu sevenler, sevmeyenler ve onun tüm içinde yaşadıkları… Herşey
üst üste geliyordu. Konsere çıkıp binlerce kişinin "Seni
seviyorum" larını duyduktan sonra sahneden indiğinde
yine o eski Demi’ydi, yalnızdı. O kameralara
muhteşem gülüşünü savuran, ışıl ışıl kız aslında
bipolar bozukluk, anoreksiya ve bulimia, depresyon, kendine zarar verme gibi bir sürü psikolojik hastalıkla
boğuşuyordu. Bir süre sonra gittikçe herşey daha da kötüleşti. Çünkü bir dur noktası yoktu. Kimsenin
birşeyden haberi yoktu. Ta ki durum iyice
ciddileşinceye kadar. Demi tüm kariyerinin
sıfırlanacağını düşünerek, herkesin "Aa bi oyuncu daha rehabilitasyonda?!" diyeceğini düşünerek, bir daha
kariyerinin yükselemeyeceğini, tamamen dibe
vuracağını düşünerek gitti o rehabilitasyona! Çünkü hayatında ilk kez sağlığını düşündü! Bizlerin desteğiyle atlattı o zorlu tedavi sürecini. BAKIN DEMI TAMAMEN İYİLEŞTİ DEMİYORUM. Demi rehabilitasyonda her gün 14 saatlik terapi gördü. Şu anda o hastalıkların hepsi geçti diye kimse
diyemez. Demi rehabilitasyonda bunlarla nasıl başa
çıkacağını öğrendi. Bu hastalıklar ömrü boyunca geçmeyecek! Sürekli yardım almak zorunda artık! Tedaviye gitmeseydi eğer, o şuanda hayatta olmayabilirdi!
Şimdi o anlama özürlü aciz yaratıklar, sizler ki birisinin kalbinizi kırmasıyla, tek bir sözüyle saatlerce ağlayan insanlarsınız, bunları kaldırabilir miydiniz? Kendinizi kandırmayın, siz yapamazdınız. Ama bunlarla şu anda savaşanlar bu savaşı yeniyor. Çünkü onların örnek alacak bir Demi Lovato'su var. Sizin neyiniz var? Sizin insanlığınız bile yok!
*İşte bu yüzden.
Demi daha küçücükken babası onları terk etti.
Annesiyle babası boşandı. Babasının Demi’de açtığı
yara o kadar büyüktü ki 16 yaşındayken ona
yazdığı şarkıyı (For The Love Of a Daughter) 3 yıl
sonra ancak yayınlayabildi. Ancak kendisini hazır
hissedebildi. Demi 7 yaşındayken Barney’de rol aldı. Okul zamanlarındaysa sessiz ve çalışkan bir
öğrenciydi. Ama okulundakiler onun hayatını mahvetti!
Evet, Demi çok yiyordu ama obezite
değildi. Abartılacak bir kilosu da yoktu. Ama ona o
kadar kötü davranıyorlardı ki! Sürekli "sen çirkinsin" ,"sen şişmansın" dendi. Bir çocuk psikolojisiyle bunun ne kadar üzdüğünü düşünsenize? Demi daha
küçücükken artık ayna karşısına geçip ‘sen
şişmansın’ demeye başladı. Okulda yapılanlardan
dolayı 7-8 yaşlarında (bu küçük yaşta!) depresyonla
mücadele etmeye başladı. Ortaokulda popüler kızlar
Demi’yi hiç çekemeyince okulda ona “ANTİ DEMI” duvarı hazırladılar! Bütün nefretlerini o panolara
akıttılar. Bi Demi’nin yerine koyun kendinizi. Bir gün
okula gidiyorsunuz ve karşınıza çıkan şey bu!
Popüler kızlar Demi’yi okuldan attırmak için ellerinden
geleni yaptılar. Hatta imza topladılar! Ve diğerleriyse
hatta Demi’nin "gerçek arkadaşı" sandığı insanlar bile sırf popüler olmak için, o kızların arasına katılmak
için imza attılar! Kızlar tuvaletinin duvarlarına
Demi’nin okuldan atılması için yazılar yazdılar. Ve
Demi işte o gün ağlayarak annesini aradı ve onu
okuldan almasını istedi. Bunu kim hak eder söyler
misiniz? Demi‘nin okul dönemlerinde yeme bozukluğu başladı. Onun yerinde
kim olsa zaten başka sonuç beklenemezdi. Demi
birden bire yemek yemeyi kesti. Anoreksiya ve
bulimia hastalıkları başladığında sizlerden benden
küçüktü. 10 yaşında birden 13 kiloya yakın kilo birden
verdi! Ama bu yetmiyordu. Çünkü bu hastalıkta senin zayıflığa doyma noktan yok. Sen ne kadar zayıf
olursan ol, kaburgaların bile çıksa aynaya baktığında
şişman bir kız görüyorsun. ( http://adsoftheworld.com/files/images/anorexia_HR.jpg) İşte seni bu psikolojiye
sürükleyen insanlar, eğer sen bu hastalıktan ölürsen
katilindir! Demi azıcık yiyor ve ardından hemen
lavaboya gidip çıkarıyordu. Bu artık kontrol dışı hale gelmişti. 11 yaşındayken bedeninden utanmaya
başladı. Hayatı her yönden vurgun yiyordu zaten. O da
bileklerini kesti. Bir iki derken bağımlı hale geldi. Bu
onun rahatlama yöntemiydi. Bedeninden olan utancını
dışa vuruşuydu. Bunları siz yaşasaydınız neler olurdu acaba? Camp Rock filminden sonra herşey değişti!
Jonas'lar ünlüydü ve hatta Demi de onların
hayranıydı. Ama tıpkı şu anki bazı Niall hayranları gibi Joe
hayranları da o zaman Demi’yi çekemeyip kıskandılar
ve antisi oldular. Demi’nin büyük bir hayran kitlesi oldu
ama o blog sitelerine girip antilerin dediklerini okudu. "Demi Jonaslarla başrol oynayacak kadar iyi
değil" demiş biri hırsından. Anticiler hep böyle kendi
etraflarında dönüp dururken, fanları gittikçe
çoğalıyordu. Demi film, albüm, turne, film, albüm,
turne temposuyla hayatını geçirmeye
başladı. Röpörtajlar, dedikodular, onu sevenler, sevmeyenler ve onun tüm içinde yaşadıkları… Herşey
üst üste geliyordu. Konsere çıkıp binlerce kişinin "Seni
seviyorum" larını duyduktan sonra sahneden indiğinde
yine o eski Demi’ydi, yalnızdı. O kameralara
muhteşem gülüşünü savuran, ışıl ışıl kız aslında
bipolar bozukluk, anoreksiya ve bulimia, depresyon, kendine zarar verme gibi bir sürü psikolojik hastalıkla
boğuşuyordu. Bir süre sonra gittikçe herşey daha da kötüleşti. Çünkü bir dur noktası yoktu. Kimsenin
birşeyden haberi yoktu. Ta ki durum iyice
ciddileşinceye kadar. Demi tüm kariyerinin
sıfırlanacağını düşünerek, herkesin "Aa bi oyuncu daha rehabilitasyonda?!" diyeceğini düşünerek, bir daha
kariyerinin yükselemeyeceğini, tamamen dibe
vuracağını düşünerek gitti o rehabilitasyona! Çünkü hayatında ilk kez sağlığını düşündü! Bizlerin desteğiyle atlattı o zorlu tedavi sürecini. BAKIN DEMI TAMAMEN İYİLEŞTİ DEMİYORUM. Demi rehabilitasyonda her gün 14 saatlik terapi gördü. Şu anda o hastalıkların hepsi geçti diye kimse
diyemez. Demi rehabilitasyonda bunlarla nasıl başa
çıkacağını öğrendi. Bu hastalıklar ömrü boyunca geçmeyecek! Sürekli yardım almak zorunda artık! Tedaviye gitmeseydi eğer, o şuanda hayatta olmayabilirdi!
Şimdi o anlama özürlü aciz yaratıklar, sizler ki birisinin kalbinizi kırmasıyla, tek bir sözüyle saatlerce ağlayan insanlarsınız, bunları kaldırabilir miydiniz? Kendinizi kandırmayın, siz yapamazdınız. Ama bunlarla şu anda savaşanlar bu savaşı yeniyor. Çünkü onların örnek alacak bir Demi Lovato'su var. Sizin neyiniz var? Sizin insanlığınız bile yok!
*İşte bu yüzden.
Sevmek işte...
Hayatında bir şeyler yoluna girmeye başlamışken, çıkıyor karşına o insan. Tüm düzenin, dengen bozuluyor. Seviyorsun ya, boku çıkıyor. Zaten bazıları sayesinde kırılmış bi kalbe sahipken, bir de üstüne o parçalıyor kalbini. Sen; hayır diyorsun, bu defa üzülmek yok, bu defa olmaz. Ama her seferinde üzülmekten ölüyorsun. Bildiğin yollar, bilmediğin yerlere götürüyor seni. Bir zamanlar her gece özlediklerin, adını duyunca her gün ölmek istediklerin oluyor. Gözlerini kapattığında bile karşında gördüğün insanı, unutmaya çalışıyorsun. Çünkü o sevilmeye değmiyor! Sen tabii kendine kızıyorsun yine, yine sövüp sayıyorsun içinden hayatına, gelmişine, geçmişine.. Bırakıp gitmiş işte, ne yapsan dönmeyecek. Sonra birileri çıkıp konuşuyor, “daha iyilerini bulursun, daha iyisiyle tanışırsın.” Arkadaş, zaten en iyisi olduğunu düşünmesen, niye sevesin ki onu. Onca insan arasında, neden o? …İnsanın canı yanmışken, duvarlar da üzerine üzerine geliyor. Konuşulan her kelimenin bir ucu sanki sana çarpıyor. Her şeye sinirlenen, agresif birine dönüşüyorsun. Sen özlüyorsun ama, o kim bilir yine kimin canını yakıyor. “Boşver, o mutlu nasıl olsa.” Yook, olur mu hiç. Sen kendini iyice beter edeceksin, hayatından soğuyacaksın, umutların tükenecek, yoluna giren her şey yolundan çıkacak. Sonra yeniden en başa döneceksin. Biri girecek hayatına, ben onun gibi değilim diyecek. Hah işte o, ondan daha beterini sana yaşatacak emin ol. Değer verme, çünkü değer verdikçe sen; kendinden eksiliyorsun, karşındakinin gözünde. Ama ne yaparsan yap, haketmediğin duyguları yaşıyorsun daima.. Oysa aşık olurken hep sonsuza kadar o kişiyle olacağımızı düşündük değil mi? Asla olmayacağını bile bile.. Ya biz sevmeyi bilmiyoruz, ya da karşımıza hep yanlış insanları çıkarıyor hayat..
Hayatında bir şeyler yoluna girmeye başlamışken, çıkıyor karşına o insan. Tüm düzenin, dengen bozuluyor. Seviyorsun ya, boku çıkıyor. Zaten bazıları sayesinde kırılmış bi kalbe sahipken, bir de üstüne o parçalıyor kalbini. Sen; hayır diyorsun, bu defa üzülmek yok, bu defa olmaz. Ama her seferinde üzülmekten ölüyorsun. Bildiğin yollar, bilmediğin yerlere götürüyor seni. Bir zamanlar her gece özlediklerin, adını duyunca her gün ölmek istediklerin oluyor. Gözlerini kapattığında bile karşında gördüğün insanı, unutmaya çalışıyorsun. Çünkü o sevilmeye değmiyor! Sen tabii kendine kızıyorsun yine, yine sövüp sayıyorsun içinden hayatına, gelmişine, geçmişine.. Bırakıp gitmiş işte, ne yapsan dönmeyecek. Sonra birileri çıkıp konuşuyor, “daha iyilerini bulursun, daha iyisiyle tanışırsın.” Arkadaş, zaten en iyisi olduğunu düşünmesen, niye sevesin ki onu. Onca insan arasında, neden o? …İnsanın canı yanmışken, duvarlar da üzerine üzerine geliyor. Konuşulan her kelimenin bir ucu sanki sana çarpıyor. Her şeye sinirlenen, agresif birine dönüşüyorsun. Sen özlüyorsun ama, o kim bilir yine kimin canını yakıyor. “Boşver, o mutlu nasıl olsa.” Yook, olur mu hiç. Sen kendini iyice beter edeceksin, hayatından soğuyacaksın, umutların tükenecek, yoluna giren her şey yolundan çıkacak. Sonra yeniden en başa döneceksin. Biri girecek hayatına, ben onun gibi değilim diyecek. Hah işte o, ondan daha beterini sana yaşatacak emin ol. Değer verme, çünkü değer verdikçe sen; kendinden eksiliyorsun, karşındakinin gözünde. Ama ne yaparsan yap, haketmediğin duyguları yaşıyorsun daima.. Oysa aşık olurken hep sonsuza kadar o kişiyle olacağımızı düşündük değil mi? Asla olmayacağını bile bile.. Ya biz sevmeyi bilmiyoruz, ya da karşımıza hep yanlış insanları çıkarıyor hayat..
Neden mi Demi Lovato?
Siz hiç çaresizliği yaşadınız mı?
Bütün kapılar ve bütün ihtimaller kapandı mı?
İnsan acı çekiyorken küçük umutlarla ayakta durmaya çalışır.
Ama ya o umutlar da yoksa?
Bugün yeni bir güne daha gözlerimi açtım. -Onsuz bir güne.-
Okul herzaman ki gibi bok gibiydi.
Onu gördüm biliyor musunuz?
Resminde masum yüzü vardı
Bıktım artık hayattan.
O an ölmek istedim, sadece.
Daha sonra eve geldim.
Eve gelir gelmez bilgisayarımı açtım.
Bir hayranla çekilmiş fotoğrafları vardı.
O an.. Boğazımda birşeyler düğümlendi sanki.
Konuşamadım..
Nefes alamadım.
Onu hayatım boyunca göremeyeceğim yüzüme bir tokat gibi çarpıldı.
Canım acıdı.
Çaresizliği ilk o zaman hissettim işte ben.
Elimden gelen birşey yoktu.
Yapabileceğim hiçbirşey yoktu.
En fazla 13 yaşında birinin elinden ağlamaktan başka ne gelebilirdi ki?
Birini sevmek suç mu yani?
'Hiç görmediğin birini nasıl sevebiliyorsun ?' diyorlar, bazende.
Ben onun sesini,sevdim.
O masumluğunu.
O bedeninin altında olan temiz kalbini sevdim.
Anlamıyorum..
Bu kadar mı zor bunu anlamak?
Neden diyorum.
Neden onun ülkesinde değilim ki.
O zaman.. Ufakta olsa bir umudum, şansım olurdu.
Ama yok.
Yok işte.
Olmayacakta.
Kendine olan güvenini kaybetmiş bir genç kızdım ben.
Onun sayesinde kendime olan güvenimi kazandım.
Onun sayesinde güçlü olmayı öğrendim ben.
O bana, umursamaz olmayı öğretti.
Hiç birşeye üzülmemem gerektiğini ben ondan öğrendim.
O çoğumuzun aksine, kimseye ön yargıyla yaklaşmadı.
O benim yaşama sebebim.
Neden mi Demi Lovato ?
Çünkü, o kusursuz.
Herşeyiyle mükemmel.
O en iyisini hak ediyor.
Şimdi onun yanına olanlar.
Çoğumuzun hayalini yaşıyorlar.
Zaten kuralda buydu değil mi?
-Sen hayal edersin başkaları yaşar.
Saçmalığı.
Bir yandan, 'Allah nasip etmiyeceği şeyin hayalini kurdurmazmış.' diyorum, kendime.
Ama o kadar saçma geliyor ki.
Çevrelerinde o kadar çok kişi varken sanki beni anlayacak.
Haksızda değilim aslında.
Tek isteğim fark edilmek.
Çok birşey istemiyorum.
O, benim varlığımdan bile haberi yokken benim burada üzülmem mantıksız geliyor.
Ama elimde olan birşey değil ki.
İster, istemez üzülüyorum.
Yapabilecek birşeyim yok.
Posterlerleri onun yerine koyup konuşuyorum, mesela.
Sonra kafayı yediğimi düşünüp geri yerine koyuyorum posteri.
Ben çaresizliğin tam ortasında ki bir Lovatic'im
Hayata olan inancını kaybetmiş bir kız.
Benden birşey beklemeyin.
Elimden geldiğince hislerimi anlatmaya çalıştım.Sizi seviyorum.
Siz hiç çaresizliği yaşadınız mı?
Bütün kapılar ve bütün ihtimaller kapandı mı?
İnsan acı çekiyorken küçük umutlarla ayakta durmaya çalışır.
Ama ya o umutlar da yoksa?
Bugün yeni bir güne daha gözlerimi açtım. -Onsuz bir güne.-
Okul herzaman ki gibi bok gibiydi.
Onu gördüm biliyor musunuz?
Resminde masum yüzü vardı
Bıktım artık hayattan.
O an ölmek istedim, sadece.
Daha sonra eve geldim.
Eve gelir gelmez bilgisayarımı açtım.
Bir hayranla çekilmiş fotoğrafları vardı.
O an.. Boğazımda birşeyler düğümlendi sanki.
Konuşamadım..
Nefes alamadım.
Onu hayatım boyunca göremeyeceğim yüzüme bir tokat gibi çarpıldı.
Canım acıdı.
Çaresizliği ilk o zaman hissettim işte ben.
Elimden gelen birşey yoktu.
Yapabileceğim hiçbirşey yoktu.
En fazla 13 yaşında birinin elinden ağlamaktan başka ne gelebilirdi ki?
Birini sevmek suç mu yani?
'Hiç görmediğin birini nasıl sevebiliyorsun ?' diyorlar, bazende.
Ben onun sesini,sevdim.
O masumluğunu.
O bedeninin altında olan temiz kalbini sevdim.
Anlamıyorum..
Bu kadar mı zor bunu anlamak?
Neden diyorum.
Neden onun ülkesinde değilim ki.
O zaman.. Ufakta olsa bir umudum, şansım olurdu.
Ama yok.
Yok işte.
Olmayacakta.
Kendine olan güvenini kaybetmiş bir genç kızdım ben.
Onun sayesinde kendime olan güvenimi kazandım.
Onun sayesinde güçlü olmayı öğrendim ben.
O bana, umursamaz olmayı öğretti.
Hiç birşeye üzülmemem gerektiğini ben ondan öğrendim.
O çoğumuzun aksine, kimseye ön yargıyla yaklaşmadı.
O benim yaşama sebebim.
Neden mi Demi Lovato ?
Çünkü, o kusursuz.
Herşeyiyle mükemmel.
O en iyisini hak ediyor.
Şimdi onun yanına olanlar.
Çoğumuzun hayalini yaşıyorlar.
Zaten kuralda buydu değil mi?
-Sen hayal edersin başkaları yaşar.
Saçmalığı.
Bir yandan, 'Allah nasip etmiyeceği şeyin hayalini kurdurmazmış.' diyorum, kendime.
Ama o kadar saçma geliyor ki.
Çevrelerinde o kadar çok kişi varken sanki beni anlayacak.
Haksızda değilim aslında.
Tek isteğim fark edilmek.
Çok birşey istemiyorum.
O, benim varlığımdan bile haberi yokken benim burada üzülmem mantıksız geliyor.
Ama elimde olan birşey değil ki.
İster, istemez üzülüyorum.
Yapabilecek birşeyim yok.
Posterlerleri onun yerine koyup konuşuyorum, mesela.
Sonra kafayı yediğimi düşünüp geri yerine koyuyorum posteri.
Ben çaresizliğin tam ortasında ki bir Lovatic'im
Hayata olan inancını kaybetmiş bir kız.
Benden birşey beklemeyin.
Elimden geldiğince hislerimi anlatmaya çalıştım.Sizi seviyorum.
Bir sevgilim olsa...
Onunla hep beraber olsak.Hiç bırakmasak birbirimizi. Yeri geldiğinde bana Abilik yapsa yeri geldiğinde en yakın Dostum olsa yeri geldiğinde Sevgilim olsa. Bir bütün olsak birbirimizi tamamlasak. Her gun benden önce uyanıp bana mesaj atsa'kalksana lan öküz saat kaç oldu' diye.Geceleri uyurken'çabuk uyu konuşma erkeklerle sıçarım ağzına'dese. Ne biliyim çılgınlıklar yapsak. Sokagın ortasında aptal aptal fotoğraflar çekinsek gülüşsek ağzımıza yüzümüze çikolata sürsek. Küçük cocukların arasına karışıp futbol oynasak. Ben kaçsam o kovalasa en sonunda ikimizde çimlere düşüp oraya uzansak. Bir birimize ait olsak.Bana kısa giyindiğim için kızsa ufak tefek tripler atsam ona dayanamayıp barışsa geri.En önemlisi müzik zevkimiz aynı olsa ikimizinde.Ortak bir şarkı ve yıldız belirlesek geceleri o şarkıyı dınleyıp o yıldızla konuşsak birbirimizi hatırlasak.Ama hiç birbirimizi bırakmasak.Beni çok merak ettiğinde bana ulaşamayınca Anneme kadar arasa. Beni kaybetmekten cok korksa.Birbirimzin içindeki boşluğu doldursak.Ne biliyim böyle bi sevgilim olsun istiyorum.ÇOK MU ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




